teypcilik
 

Avcılığımızı tehdit eden öldürücü bir salgın;
TEYPCİLİK

Teyple bıldırcın avı rezaleti sürerken avcıları eğiten avcı eğitmenlerin bile teyple avlandığını aslında tüm avcılar biliyor. Anlayacağınız İmam cemaat ilişkisi! Yaşı elliyi aşmış aklı başında dediğim insanların bile hala teyple bıldırcın avlama sevdasıyla yanıp tutuştuklarını gördükçe, devletin duyarsızlığı, insanların umursamazlığını karşısında 2107 yılında avlananların bizler için söyleyeceklerini şimdiden duyar gibi oluyor ve çok utanıyorum.

Aslında bu yazıdaki başlık bana ait değil. Av Doğa Silah Dünyası dergisi 1988 Eylül sayısında yayınlanan bir yazının başlığı. Bakın orada Ömer Borovalı nasıl yazıyor;
"Eline geçirdiği tüfeğiyle çıldırmışçasına sağa sola ateş eden ve kendine avcı diyen bir güruhun hükmüne girdi şu avcılık. Günlerdir düşünüyorum da, başka kelime bulamıyorum bu insanlar için söyleyecek. Bu ne kızgınlıkla, ne de hırsla söylenmiş bir söz. Üstelik çok sakin, düşünerek, yalnız belki kelime haznemin darlığından daha aşağılayıcı bir kelime bulamadığımdan olacak, ancak güruh demekle yetiniyorum.

Evet, ne yazık ki avcılığın sportmenliği kalmadı bizim Marmara bölgemizde. Yazdıklarıma uymayanları peşinen tenzih ederim. Zaten eminim onlar da benimle aynı hisler içerisinde ve çaresiz bu manzarayı seyretmektedirler. Ben oldum olasıya avcılığımızda kanunun koyduğu yasaklardan önce vicdanımın ve aklın koyduğu yasaklara uymayı ön planda tutmuş bir kişiyim. Zira devletin koyduğu kanunu devlet kendisi uygulamaz, uygulamakla görevli birimlerinin hepsi ayrı bir adam sendecilik ve vurdumduymazlık içerisinde boş verirse, her halde benim uygulayacağım kanun da önce kendi inandığım kanun olacaktır.

Beyler, nedir bu teyp rezaleti? Üç beş sene evvel, eski günleri çok aratan bıldırcın avlarından boş dönmemek için başlayan bu teyp olayı, artık en usulüne uygun avlanan avcıyı bile yolundan çıkarmış bulunmaktadır. Marmara bölgesinde bıldırcına çıkan bütün avcılar ya birer teyp edinmişler veya kendilerine teypli bir arkadaş. Teyp kurmayana et yok. Teypsiz meralara bıldırcın inmediğinden, sportmence, limitlerinde bıldırcın avlanmak isteyenlerinde teypçilere katılmaktan başka çaresi yok. Bıldırcın meralarındaki bütün anızlar her gece sabaha kadar hoparlörlerle donatılarak adeta gökyüzüne bıldırcın konseri veriliyor. Ve sonra şafakla birlikte yaylım ateşi… Bu arada birbirini vuranlar, köpeğini vuranlar, başka avcının köpeğini vuranlar, senin meran, benim meram diye kavga edenler… Geceden anızlar parselleniyor. Her anızın içinde bir araba, içinde teybi çalınmasın diye sabahlayan bekçisiyle, ertesi sabahın şenliğine gecenin cefasıyla ortak oluyor. Sonra elli sene öncesini Angurya rekorlarını kırmak için kıran kırana bir yarış. Ama teypli bile olsa yanına yaklaşamıyorlar o zamanda vurulan bıldırcın sayılarının. Bitti beyler o günlerin avları. İnsafa gelin biraz. Mahalleliyi mi doyuracaksınız? Yoksa bumu büyük avcılık?

Aman tarla kuşlarını iyi tanıyın, hatta şimdiden birkaç çeşidinin tadına bakın. Birkaç seneye kalmaz İtalya gibi sofralarınızın baş tacı olur onlarda. Onlarında düdüklerini getirtin Avrupa dan. Bununda rekoru sizde bulunsun."

Nerdeyse yirmi yıl önce söylenmiş bu sözleri Borovalı.
Sayın Borovalı'nın o gün "güruh" dedikleri günümüzde çoğunluğu oluşturuyor.
Bugün teypcilik rezaleti Marmara'yı aştı; Ege'ye, Karadeniz'e ve yurdun diğer bölgelerine dalga, dalga yayıldı. Sadece bıldırcın değil ördek, keklik ve çil avında da kullanılıyor. Uzaktan kumandalı yada ultrasonik modellerinden oldu mu yakalanma riskiniz az. Yirmi yıl önce söylenenleri bugün tekrar etmek ihtiyaçı duyuyorsak avcılığımızın hala 20 yıl öncesinden farklı olmadığı anlaşılmıyor mu?

Her akile bir derd bu alemde mukarrer..
Rahat yaşamış var mı gürûh- ı ukaladan...
Ziya paşa

Nedim ÇALIM
23 Ağustos 2007 Tekirdağ